Universite icin Ankara`ya gittigim zamani hatirliyorum… Ne soguk, ne yalniz bir sehirdi! Sevmemistim hic!

Simdi durum biraz daha farkli!! Isteseler canimi verecegim insanlar var o sehirde…

Ankara`ya gitmeyeli, sevdiklerimi gormeyeli uzun zaman olmustu, oyle ozlemistim ki Ankara`yi…

Hayati boyunca neredeyse hic kar gormeyen bir insan olarak kar yagdiginda nasil sevindigimi, minnos kedim Susi ile uyandigim ayaz sabahlari, Aylintom ile kikirdamalarimizi, dostlarimizi, Yasamkent`in caresizligini, Tunali`yi, Dost Kitabevi`ni, Aylak Madam`i……nasil ozledigimi bilmem nasil anlatsam…

Eskiden her Behzat C izledigimizde depresen hasretimiz de cabasi!

Ancak her gidisimizde yapilacak o kadar cok sey oluyor ki…. Her seyin tadi damagimizda kaliyor, kisa kisa ozlediklerimizi goruyoruz, doktor islerinden acil olanlari halletmeye, alisveris yapmaya ve hayalini kurdugumuz ne varsa yemege calisiyoruz… Boyle kalabalik zamanlari, acil ihtiyaclari hic sevmem ben! Ama baska care ne yazik ki yok…

Bu telasli Ankara ruyasinin ardindan, guzel anilarla ve yerlerde surunen gribal enfeksiyonumla dondum Hollanda`ya… Simdi tek istedigim bu haftanin sakin ve huzurlu gecmesi…

Optum herkesi!