Her market alisverisi sonrasi, dergilerin, kitaplarin oldugu reyonlara da bakarim ben. Yine boyle bir gundu… Nefis kapakli, kuse kagitli kitaplari, dergileri inceleyip haddimi bilerek yerine birakiyordum ki Flow`u gordum, ilk goruste ask!

Hollandalilar dekorasyon ve tasarim konularinda bence acik ara ondeler, onculer! Oylesine bir evin onunden bile gecseniz, iceriye goz ucuyla bakin, mutlaka bir ruhu oldugunu hissedeceksiniz! Zaten renklerin kullanimi ile ilgili doz asimi bir durum soz konusu! Calistigim yerde bile cok ciddi bir kurulus olmasina ragmen, lila corap, lila ceket kombini yapan bay/bayan yoneticiler var… Soyleyin bana, boyle giyinen insan, yaslanir mi?

Neyse bunlari bir kenara birakip konuma doneyim, derginin gecen yil aldigim iki sayisi hollandaca, kem kum edip okuyorum onlari, anlamadiklarimi da sadece resimlerine bakip kalbime bastiriyorum:)

Bu yil ise ingilizce baskilarini ara ara siparis veriyorum kendi sitesinden, oyle guzel ki… Siparis olayi da hic uzmuyor, iki gun sonra pit kapimda!

Eger elinizde bu dergiden varsa, hafta sonu benim yaptigim gibi, kuytu kose bir yerde, kahve esliginde keyifle okuyun derim:) Beni de hatirlayin ama olur mu?

Iste bir kac flow karesi , “Quote of the Day” paylasimlari…