Aslinda bu post bir iki degisik destinasyon disinda NYC´de New Yorker olmak 1´in devami niteligindedir… Yani bu demek oluyor ki bu postta bahsettigim yerlerin disinda hala Greenwich Village´dan kucuk dokunuslar ile karsilasmak mumkun! Uyarmadan edemedim:)

New York`da yogun kosusturmalara maruz kalan halk, bunlara kisa sureligine dur demek icin sehrin icine sokusturulmus yesillikleri firsat olarak goruyor! Benim favorim Manhattan icin, Central Park ve Bryant Park…
Central Park`i cok sevdim… Burasi minik bir yesillikten ote bir orman aslinda! You`ve got  mail`in en son sahnesinde, yani ciftin bulusma sahnesinde Central Park`in su sevimli koprusunu goruyoruz! Ben bu filmi ortaokula giderken Bandirma`mizin guzide sinemalarindan birinde heyecanla izlerken gun gelip bir gun oralarda sevdigim insanla el ele yuruyecegimi tabiiki de dusunmemistim… Belki de o yuzden simdi durup dusununce Central Park`i biraz romantik buldum sanirim:)

Ayrica o taraflara giderseniz John Lennon`un olduruldugu Dakota´yi ve onun icin yapilan huzunlu aniti gormeden donmeyin rica ederim!

Biraz da Bryant Park` tan bahsetmek istiyorum.. Bu park aslinda cok buyuk degil, ama her nereye gidiyor olursaniz olun, karsiniza bir surpriz gibi cikiveriyor… Bir yanda yoga yapan insanlar, bir yanda masa tenisi oynayan cocuklar… Ve bunlara aldirmadan yesil sandalyelere kurulmus, kahvesini icen beyaz yakalilar… Cok kahkaha, cok yesillik… inanin cevreden gelen korna seslerini unutturuyor! Iste o an basinizi kaldirip gokyuzunu gormeye calisirsaniz, koskocaman binalarin arasinda kucuk bir dunyanin icne siginmis bir parkta oturdugunuzu anlar ve bunun icin mutlu olursunuz:)

Manhattan`daki New Yorker olma cabamizin uzerine biraz da Brooklyn`den bahsetmek istiyorum… Yine cok yorgun uyandigimiz bir sabah, enerjimizi yitirmis sekilde gune basladik! Kahvalti icin vaktimiz yoktu, planin gerisindeydik! Hemen giyinip ciktik disari, Brooklyn`e dogru! O gun saat henuz cok erkendi biz Grimaldi`nin sirasina girdigimizde… Cabamizin sonucu, tatmin olmus mideler ve kahvalti niyetine yenen Italyan pizzasi ile basladigimiz gun, sicak havanin da yardimiyla gozlerde agirliga, gecici uyku haline sebep oldu!

Deniz kenarinda, Brooklyn koprusu`nun koynunda cennet gibi bir park bulduk, kimi oturmus koprunun resmini ciziyor, kimi cocuklariyla cimlerde yuvarlanip cilginlar gibi egleniyor… Bizim ancak universite doneminde senliklerde sahit oldugumuz bu eglenceli ortam dogal olarak bizi cezbetti, uzun bir sure, tipki bu bahsettigim insanlar gibi vakit gecirdik o parkta, hatta Vol biraz uyumus bile olabilir:)

Enerjimizi topladiktan sonra, vapur ile karsiya gecip, Brooklyn koprusu ziyaretini gerceklestirip o sakin havadan kurtulduk zira kopru cok kalabalikti! O kalabalikta bile sporunu yapmaya calisan garip New Yorklular icin hayat gercekten zordu, bir kez daha anladik:)

Post to Twitter