Masumiyet Muzesi`nden cikmistik, o duygusal yogunluk ile gidip bir yere yigilmak istedik…  Ara café`ye gittik.

Ne zaman gitsek Ara Café`ye, kucuk bir masada oturmus, mesgul bir Ara Guler gorurduk… Hic yanina gitmedik! Hatta garsonlara sormustuk, gitsek yanina ne olur, nasil tepki verir diye… Garsonlar milyon kez teyid etti bu adamin nasil aksi bir ihtiyar oldugunu:)

Bir yil once Bruksel`e gelen sergiyi kacirmistim, e ustune adamcagiz hasta oldu, hastahanelerde yatti falan filan… Zaman daralmisti artik! Belki bir daha Istanbul`a gelisimde Ara Café bile olmayabilirdi yerinde, Kelebek Korse gibi, Inci Pastanesi gibi ve hatta Robinson Crusoe 389 gibi… Sonra gittim yanina, bir toplantidaymis… Pek bir rahatsiz oldu ama iste bir fotografimiz oldu beraber… Bu gidisimizin bir de boyle bir farki var…

Mekan bir kac degisiklik disinda sanirim hep ayni ama gercekten cok samimi, cok icten! Ara Guler`in cektigi fotograflar her yerde… Buradan aldigimiz amerikan servisleri cerceveletip ogrenci evime asmistim zamaninda! Bence fotografa birazcik merakiniz varsa, gidin Ara Café`ye… Bostanci`daki Yasar Usta dondurmalarini tatmak icin de cok iyi bir firsat! Bir tasla iki kus yani:)

IMG_4055

IMG_4057

IMG_4059

IMG_4063

IMG_4067

IMG_4070

IMG_4078

IMG_4079

IMG_4080

IMG_4081