Ise baslamak guc olsa da biraz biraz duruma alistim, degisiklikleri zorluklari kabullendim… Toprak ise benden daha uyumlu cikti, krestekilere alisti, kucuk tebessumlerle yatagindan bana gulumsuyor sabahlari, sanki saat sabahin 06:30 u degilmis gibi kalkiyoruz, oyunlar sakalar… Neyse bir sekilde hazirlanip dusuyoruz yollara…
Sonbahar, evinde sicacik  kahveni yudumlarken, camdan kizaran yapraklari izlemekse tabiiki bundan guzeli dusunulemez! Ama maalesef havanin sogumasi, yagmurlu karanlik sabahlar durumu daha da guclestiriyor bizim icin.. Hadi ben neyse de, Toprak bu dunyada daha cok yeni ve ilk son baharini yasiyor…
Kat kat giyinip, bazen yagmur altinda bazen agaclarin sari yapraklarini doktugu zamanlarda birlikte giriyoruz yogun trafikli sokaklara, caddelere…. Onun dinlerken uyuyakaldigi MUSIQ3 radyo kanalini aciyorum, tingir mingir variyoruz krese… Ve ayrilik vakti… Sicacik ensesinden kokluyorum Toprak`I ve uzaklasiyorum kresin onunden… (En  zoru ne derseniz de, haftasonu sonrasi Toprak` tan, onun sicakligindan  ayriliyor olmak diyebilirim! Bazen bu duygu beklenmedik anlarda da depresebiliyor, onun garantisini veremiyorum tabii…)
Sonra is guc bitiyor ve kavusma ani…
Su aralar iste tam da boyle bir rutinin icindeyiz… Ama bu rutin ve getirdigi sorumluluklar  ne kadar itiraf edemesem de yoruyor beni, bazen Toprak`I uyutmaya diye yukari cikip uyukluyorum yaninda… Hafta sonu da baska isler peydah oluyor yine zaman su gibi akiip geciyor.
Asagidaki fotograflar da neredeyse bir ay once cekilmisti, ancak paylasabiliyorum.
IMG_9762
IMG_9756
IMG_9738
IMG_9695
IMG_9713
IMG_9719
IMG_9705