Etna’yı bize Eburon’da deskte duran bayan önermişti. Bir gün çok açken kapısında bulduk kendimizi zira kapalıydı. O zamandan kinlendim oraya zaten…Kapısını filan zorladık eşim Vol ile. Türk olduğumuz için kanımız deli akıyor, özellikle açken:) Sonra başka bir gün, canımız çok pizza istiyor, neyse dedik bırakalım dargınlığı da gidelim karnımızı doyuralım:) Gittik, pembe yanaklı kıvrık bıyıklı, çizginin neresinde durduğunu anlayamadığımız bir bey karşıladı bizi, o yer göstermeyi şu an tarif edemiyorum:) bir elini hafifçe sağa bir elini hafifçe sola kaldırdı…Sonra ani bir hareketle sanki dans ediyormuş da, parçanın sonuymuş gibi bir şey yaptı kafasıyla:)Unutamıyorum seni kıvrık bıyık!!!! Neyse yerimize oturduk, ortam loş, çevrede gevrek kahkahalar ve çatallara dolanan spaghettiler var:) Şömineler, şirin yağlı boya tablolar var…

Sonra pizzalarımızı sipariş ettik, yedik güzel güzel…Şairane ingilizcesi ve pembe yanaklarından tebesüümü eksik etmediği için kıvrık bıyık’a iyi bir bahşiş bırakarak uzaklaştık Etna’dan:)
http://www.ristorante-etna.be/