RyanAir’ in ucuz bilet olayını değerlendirerek Barcelona’ya gittik Vol ile…İlk ve son gün Girona’ da, diğer günler de metro durağına yakın bir otelde kaldık.

Barcelona, gördüğümüz diğer Avrupa şehirlerinden çok farklıydı, tarihi dokusu, dili, insanları ve iklimi açısından…

Bu mevsimde baharı yaşadık resmen:) Güneşi uzun zamandır görmeyince özlüyormuş insan…

Burada dolaşırken kendinizi kesinlikle yazlık bir yere gelmiş gibi hissediyorsunuz, birde diğer şehirlere göre dükkanlar geç saatlere kadar açık ve insanlar sokakları dolduruyor, adeta bir festival varmış gibi kalabalıkta dolanıp duruyorsunuz.

Ama her yerde sizi hırsızlığa karşı uyaran yazılar, ya da polisler var. bu biraz tedirgin edici bir durum. Mesela bir restoranda masanın üzerine telefon koyarsanız, garsonlar tarafından uyarılıyorsunuz…
Çok şükür böyle bir durum yaşamadık…

Bu genel bilgilerden sonra biraz bizim turumuzdan bahsedeyim…

Biz daha öncesinde sıkı bir plan yapmıştık…Sadece tarihi eserleri gezmeyip şehrin tadını çıkaralım diye, zira daha sonra maça gidersek kalan yerleri gezeriiz diye düşünmüştük.

Gaudi’nin neredeyse tüm eserlerini gezdik…Barceloneta, La Rambla, Passeig de Gracia ve Born’ un altını üstüne getirdik…Bol bol Sangria tüketerek, tapasların bir çok çeşidini denedik, Paella yedik…

Bir de en önemli nokta bize göre, oraya kadar gitmişken kesinlikle Flamenko izlemekti…Biz çok kaliteli bir yerde, profesyonel kişiler tarafından verilen bir konsere katıldık ve ilk müziğin bittiği yerde gözlerimiz dolmuştu, çok etkilendik. Danslar zaten ayrı bir konu, alkışlamaktan ellerimiz kıpkırmızı olmuştu, çıkışta hala etkisindeydik durumun, neyseki biraz böcek yedik, biraz da sangria içtik de kendimize geldik:))
http://www.operaflamenco.com/

Bir de etkilendiğmiz diğer nokta La Rambla’da bulunan La Baqueria idi. Denize kıyısı olan bir memlekette doğmuş/yaşamış olmama rağmen hayatımda ilk defa yüz yüze geldiğim hatta göz göze geldiğim deniz canlılarını gördük orada:) Burada genelde yaşlı bayanlar, bu kıskaçları lastikle tutturulmuş canlıları idame ediyorlardı.
Ayrıca bu pazarda, çok farklı meyveler de vardı, çok güzeldi atmosferi…Eğer bir gün oralara gidecek olursanız, mutlaka girin o pazara…

Barcelona’da herkes kendinden bir şey bulabilir diye düşünüyorum. Ben buldum:) Mesela benim Barcelonamda yaratıcı insanlar var, yardımcı olmak için çabalayan insanlar var…Güzel tatlar var, keyifli müzikler var…Kendi dansını seven, severek yapan ve bizleri büyüleyen insanlar var…Belki hiç bir yerde göremeyeceğiniz, bizim ülkemizde küçümsenerek, yapılmasına izin verilmeyecek tarihi güzellikler var…

En çok Born’u beğendim ben…Gitmeden önce “Travel and Leisure” diye bir dergi almıştım, o dergide Born için özel bir sayfa ayırmışlardı. Orada yazan tüm yerleri adım adım gezdik, her dedikleri uyuyordu bu semte…Evet Gispert’in dar sokağı boydan boya vanilya kokuyordu…Her yerde tasarım ürünleri satan dükkanlar vardı…

Her şey o kadar güzeldiki burada, hepsini almak istedim satılanların, ancak bu Fridalı kolyelerin, büyük kadife güllü şapkaların… fiyatları el yakan cinstendi ve fotoğraf çekmek maalesef yasaktı :(

Bir de denizi özlemişiz yahu:) Deniz kenarında martılarla oturduk, Sangrialarımızı yudumladık…Deniz havasını içimize çektik…

Girona’yı biz sadece bir durak olarak kullanacaktık ama bir yemek yiyelim diye merkeze indiğimizde oranın da Barcelona kadar güzel bir yer olduğunu gördük…Girona’nın en eski restoranında balık yedik ve İspanyollara özgü Cavalardan içtik…Her şey çok güzeldi…

Aslında anlatacak öyle çok şey varki…Gitmeyi düşünenlere uzuun uzun mailler atabilirim oralar hakkında…

Post to Twitter